Bir Modern Zamanlar Kağanlığı… Türk Tipi Başkanlık

  • Ana Sayfa
  • /
  • Bir Modern Zamanlar Kağanlığı… Türk Tipi Başkanlık

Bir Modern Zamanlar Kağanlığı… Türk Tipi Başkanlık

TÜRK TİPİ BAŞKANLIK SİSTEMİ TARİHİ BİR VAKIADIR.

Köklü bir devlet geleneği ve medeniyet tasavvuruna sahip olan milletimizin Cumhuriyete kadar kurduğu devletlerin hepsinde, yönetim şeklinin güçlü bir “Başkan”a dayandığı tarihi bir vakıadır. 
 
Bu devletlerin hiçbirinde “Başkan” sembolik bir makamda bulunmamış, bilfiil yönetim yetkisini elinde tutmuştur. 
 
Bu sebepledir ki tarihimizde yer alan hükümdarlarımız genele şâmil olacak şekilde tanınır ve bilinir iken onların vezirleri, sadrazamları ancak ilgilileri tarafından bilinmektedir.
 
Nitekim, Kanuni Sultan Süleyman’ı herkes tanır ve bilir iken İbrahim Paşa’yı, Rüstem Paşa’yı ve diğer Vezir’i Azam’ları kaç kişi tanır ve bilir?
Bu örneği tarihi seyir içerisinde ileri doğru ve geriye doğru genişletmek mümkündür.
 
Cumhuriyetin kurulması ile birlikte bahsi geçen “Kağanlık Sistemi”, 1950’li yıllara kadar devam etmiş olup 1950’li yıllardan sonra ise sayısız krizlere sebep olan mevcut parlamenter sistemde fiili bir durum olarak ortaya çıkmıştır. 
 
Devletimizin ilk “Reis-i Cumhur’u” ve aynı zamanda güçlü ve gerçek bir lider olan Gazi Mustafa Kemal, Cumhurbaşkanı sıfatı ile hiçbir zaman sembolik bir isim olarak kalmadı.
 
1923-1938 arası dönem incelendiği vakit bütün meselelere doğrudan müdahil olduğu, hatta Başbakan olan İsmet İnönü’yü “Sen biraz istirahat et” diyerek Başbakanlık görevinden aldığı dahi görülmektedir. 
 
Gazi Mustafa Kemal de “Kağanlık Sistemi”ni sürdürdüğü için güçlü bir lider olarak tanınır ve bilinir iken ona Başbakanlık (sadrazamlık) yapmış olan kişilerden kaç tanesi tanınır ve bilinir?
 
Keza, devletimizin ikinci “Reis-i Cumhur’u” olan İsmet İnönü de güçlü bir başkanlık yapmıştır. Aynı soruyu, İsmet İnönü için de gündeme getirmek, “Kendisine Başbakanlık yapmış kişilerden kaç tanesi tanınmaktadır ve bilinmektedir” diye sormak bu yazının gereğidir. 
 
1950’li yıllardan sonra liderlik karizması, devletin en tepesinden, protokolde Cumhurbaşkanı’ndan sonra üçüncü sırada yer alan (ikinci sırada Meclis Başkanı vardır) Başbakanlık makamına geçmiştir. 
 
Bu protokol durumu dahi potansiyel bir kriz dâvetçisidir ki 1950’li yıllardan bugüne belirttiğimiz sebepten neşet eden sayısız kriz vardır. 
 
Yakın tarihten olması hasebiyle merhum Bülent Ecevit ile Ahmet Necdet Sezer arasında geçen krizi hatırlatabiliriz. Burada krizin diğer sebepleri konumuz dışında olup merhum Bülent Ecevit’in Ahmet Necdet Sezer’e “Seni o makama biz getirdik” kabilinden bir söz etmiş olması konumuz ile ilgili ve hayli ironiktir.
 
1950’li yıllardan bu yana güçlü bir lider olarak tanıdığımız Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Alparslan Türkeş, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit ve Turgut Özal’ın esasen Başbakanlık yapmış ya da Başbakan olma potansiyeli olan kişiler olması dikkatle değerlendirilmelidir. Adını zikrettiğimiz liderlerden Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal ile Süleyman Demirel’in de üstelik kendi partilerinden olan Başbakan’lar ile çatıştıkları yine dikkatle irdelenmesi gereken konulardır. 
 
Mevcut sistem, yalnızca Gazi Mustafa Kemal ve İsmet İnönü zamanında fiilen başkanlık olarak işlemiş olup kendilerine verilen “Ebedi Şef” ve “Milli Şef” unvanları da iddiamızı destekleyen olgulardır.
 
Tarihin uzun koridorları içinde kök salarak gelen ve devamında Cumhuriyet’in kurucu iradesi tarafından da 1950’ye kadar fiilen uygulanan Kağanlık/Başkanlık Sistemi, 1950’den bugüne kadar yaşanan krizler de dikkate alındığında, ihtiyaçtan da öte zorunluluk teşkil etmektedir.
 
Milletimizin ve devletimizin geleceği için, yürütme erki yeniden Devlet Başkanı’nın etrafında toparlanmalı ve şekillenmelidir. Yürütme erkinin paylaştırılması, 1950’den bugüne kadar yaşanan sayısız acı örnekten de anlaşılacağı üzere krize davetiye çıkaracak, çatışmaya sebep olacaktır. 
 
Güçlü devletler ve medeniyetler kurmuş olan milletimizin uyguladığı Başkanlık sisteminin sonuçları tarihteki yerini almak sureti ile ortada iken bir modern zamanlar Kağanlığı olarak başkanlık sistemine karşı çıkmak, yalnızca Cumhuriyet’in ilk yıllarını inkar etmek anlamına gelmeyip külliyen Türk Tarihini çöpe atmak anlamına gelecektir.
 
Av. Çağdaş EKER
 

Yönetim Kurulu Üyeleri

İsimler için resme yaklaşın

  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder
  • Huder